Kurtarıcısını Kurban Eden Kurbanlar "Hiçbir iyilik cezasız kalmaz" sözü, sadece karamsar bir aforizma mıdır, yoksa insan doğasının acı bir gerçeği mi? Tarih boyunca pek çok lider, kahraman veya peygamber; düşmanlarının kılıcından çok, uğr una savaştığı insanların ihanetiyle yaralanmıştır. Korku, sadakati saniyeler içinde yok edebilen en güçlü zehirdir. "Peygamber Musa" romanında, Musa'nın Mısır'dan kopuşunu hızlandıran asıl darbenin Firavun'dan değil, bizzat kurtarmaya çalıştığı kendi kavminden geldiği anı, sosyolojik bir ibret tablosu olarak resmettim. Romandan Bir Kesit: Meydandaki Çığlık Musa'nın, bir gün önce hayatını kurtardığı adam tarafından nasıl ifşa edildiğini anlatan sarsıcı bölüm: " Fakat İsrailoğlu, Musa’nın kendisine doğru öfkeyle geldiğini görünce... Can havliyle en büyük ihaneti yaptı. Kendini kurtarmak için, kurtarıcısını feda etti. Korkuyla bağırdı: ' Ey Musa! Dün bir cana kıydığın gibi, bugün de beni mi öldürmek istiyorsun...
Hatadan Sonraki İlk Saniye İnsanı insan yapan şey hiç hata yapmaması değil; hatasının farkına vardığı ilk andaki tepkisidir. Kibirli insan hatasını savunur, mazeret üretir veya başkasını suçlar. Soylu bir ruh ise mazeretlerin arkasına sığınmaz; kendi vicdanının mahkemesinde kendini yargılar ve hükmü verir. "Peygamber Musa" romanında, Musa'nın istemeden bir cana kıydığı dehşet anını yazarken, onun kaçışını değil, kendi ruhuna dönüşünü anlatmak istedim. Romandan Bir Kesit: Ellerine Bulaşan Ölüm Musa'nın, kazara işlediği cinayetin ardından yaşadığı derin sarsıntıyı ve Rabbine sığınışını şöyle tasvir ettim: "Musa ellerine baktı. Bu eller, bir can almıştı. O an, bütün öfkesi bir anda söndü. Yerini, buz gibi, kapkaranlık bir pişmanlık ve dehşet aldı. O, bir katil olmuştu. 'Bu, muhakkak şeytanın işidir,' diye fısıldadı. Oradan hızla uzaklaştı. Bir ara sokağa girdi, dizlerinin üzerine çöktü ve bütün ruhuyla Rabbine sığındı." — (Peygamber Musa Romanından) T...