Yapay zekâ tartışmalarında yeni ve daha sert bir eşiğe geldik. Bugüne kadar yapay zekâ çoğunlukla sorulara “cevap veren” bir sistem olarak gündeme geliyordu. Hatalı cevap veriyor, uydurma kaynak gösteriyor, metin özetlerken bağlamı kaçırıyor ya da ikna edici görünen ama hukuken sorunlu değerlendirmeler yapıyordu. Bu hatalar elbette önemsiz değildi; fakat çoğu zaman metin düzeyinde kalıyordu. Şimdi ise yapay zekâ, metin üreten bir araç olmaktan çıkıp, kullanıcı adına işlem yapan bir ajana dönüşüyor. E-posta yazmakla yetinmeyen, gönderme aşamasına yaklaşan; takvimi yalnızca göstermeyen, randevu düzenleyen; müşteri hizmetlerine cevap taslağı hazırlamakla kalmayan, tüketici adına bildirimde bulunabilen; şirket adına teklif, teyit veya cevap oluşturabilen sistemlerden söz ediyoruz. Bu dönüşüm hukuk sistemleri bakımından basit bir teknoloji yeniliği değildir. Çünkü yapay zekânın yaptığı hata artık yalnızca “yanlış bilgi” üretmekle sınırlı kalmayabilir. Hata; yanlış kişiye gönderilen gizli ...
Sessizliğin Eğitimi Gürültülü şehirlerde, kalabalık meydanlarda ve sürekli konuşan ekranların karşısında kendimizi bulamayız. İnsan ruhu, ancak "dış sesler" sustuğunda konuşmaya başlar. Tarih boyunca hakikati arayanların yolu hep çöle düşmüştür. Çünkü çöl; fazlalıkları yakar, maskeleri eritir ve insanı en çıplak gerçeğiyle, yani "acziyetiyle" baş başa bırakır. "Peygamber Musa" romanının belki de en sessiz ama en gürültülü bölümü, Musa'nın çölde geçirdiği uzun yıllardır. Oradaki yaşam bir kayboluş değil, bir inşa sürecidir. Romandan Bir Kesit: Ruhun Hicreti Saraylı Musa'nın çoban Musa'ya, oradan da Peygamber Musa'ya dönüşümünü başlatan ruh halini şöyle resmettim: "Bu yolculuk, sadece bir coğrafyadan diğerine bir kaçış değil, aynı zamanda bir ruhtan başka bir ruha hicretti. Sarayda büyüyen Musa, çölde yeniden doğuyordu. Her kum tanesi ona acziyetini, her yakıcı rüzgâr fâniliğini ve gökyüzünün sonsuzluğu, sığınacağı tek bir kapı olduğunu ...