ABD'nin Grönland'a yönelik iştahını yalnızca eksantrik bir liderin "emlak projesi" olarak okumak, meselenin jeopolitik ve stratejik derinliğini ıskalamak olur. Şu an (Ocak 2026) tanıklık ettiğimiz kriz, 19. yüzyıldan beri süregelen Amerikan "Kuzey Genişlemesi" doktrininin en agresif dışavurumudur. ABD Başkanı Donald Trump'ın son günlerde Venezuela'ya müdahale söylemleriyle Grönland talebini aynı güvenlik parantezine alması, konuyu ticari bir tekliften çıkarıp bir "ulusal güvenlik zorunluluğuna" dönüştürmüştür.
Bu planın gerçekçiliğini, ABD'nin deneyebileceği yöntemleri ve olası sismik etkilerini şu kavramsal çerçevede inceleyelim:
1. Planın Gerçekçilik Analizi: İmkânsızın Sınırında mı?
Klasik uluslararası hukuk normları ve mülkiyet kavramları açısından bakıldığında, bir ülkenin (Danimarka) kendi egemenliği altındaki özerk bir bölgeyi (Grönland) ve üzerindeki halkı, tıpkı 1867'de Alaska'nın Rus Çarlığı'ndan alınması gibi bir "tapu devri" ile satması bugünün dünyasında hukuken ve siyaseten gerçekçi değildir.
Ancak, meseleye "Realpolitik" ve "Güç Projeksiyonu" açısından bakarsak durum değişir. ABD için Grönland, Kuzey Yarımküre'nin savunma mimarisindeki "kilit taşıdır".
- Pituffik (Eski adıyla Thule) Uzay Üssü: ABD'nin balistik füze erken uyarı sisteminin kalbidir. Burayı kaybetmek veya buradaki hareket alanının kısıtlanması, Amerikan nükleer kalkanında onarılmaz bir gedik açar.
- Nadir Toprak Elementleri ve Arktik Rotaları: Çin'in "Kutup İpek Yolu" projesiyle Arktik'e girmesi ve Rusya'nın kuzeydeki askeri yığınağı, ABD için Grönland'ı bir "tampon bölge" olmaktan çıkarıp "cephe hattına" dönüştürmüştür.
Dolayısıyla, "tapuyu almak" gerçekçi görünmese de, ABD'nin ada üzerinde "fiili egemenlik" (de facto sovereignty) kurma planı son derece gerçekçi ve şu an yürürlüktedir.
2. ABD Neleri Deneyebilir? (Stratejik Oyun Kurulumu)
ABD, Danimarka'nın "Satılık değil" restini aşmak için doğrudan satın alma teklifi yerine, daha sofistike ve yıpratıcı stratejileri devreye sokabilir. Şu anki konjonktürde (2026 başı) şu üç yöntem masada görünüyor:
A. Kopenhag'ı Bypass Edip Nuuk'u "Satın Almak" (Ekonomik İlthak)
ABD, Danimarka'yı devreden çıkarıp doğrudan Grönland yerel hükümeti (Naalakkersuisut) ile ilişki kurma yolunu zaten denemeye başladı.
- Yöntem: Grönland'ın Danimarka'dan aldığı yıllık blok hibeyi (yaklaşık 600-700 milyon dolar) gereksiz kılacak devasa bir ekonomik yardım paketi sunmak.
- Amaç: Grönland halkına "Bağımsızlığınızı Danimarka'dan alın, finansörünüz biz olalım" mesajı vermek. Bu, adayı kağıt üzerinde bağımsız, ancak fiiliyatta bir Amerikan protektorası (himaye bölgesi) yapar. Konsolosluk açılması ve doğrudan yardım paketleri bu stratejinin ilk adımlarıydı.
B. "Ulusal Güvenlik" Kartı ve NATO Kozu
Trump'ın son açıklamalarındaki "Venezuela" analojisi tesadüf değildir. ABD, Grönland'daki Çin yatırımlarını veya Rus aktivitesini "kendi topraklarına yönelik doğrudan tehdit" (Monroe Doktrini'nin Arktik yorumu) olarak nitelendirebilir.
- Yöntem: 1951 Savunma Anlaşması'nın sınırlarını zorlayarak, ada üzerindeki askeri varlığını Danimarka'nın onayına ihtiyaç duymadan genişletmek. Danimarka direnirse, ABD'nin Avrupa güvenliğine (NATO) katkısını tartışmaya açmakla tehdit etmek.
- Risk: Bu, bir müttefike (Danimarka) karşı "mafya vari" bir koruma haraç stratejisidir, ancak ABD'nin mevcut yönetimi bu tür asimetrik baskıları kullanmaktan çekinmemektedir.
C. Hukuki Statü Manipülasyonu
ABD hukukçuları, Grönland'ın statüsünü tartışmalı hale getirecek tezler üretebilir. Tarihsel olarak Monroe Doktrini'ne atıfla, "Batı Yarımküre'deki bu toprak parçasının bir Avrupa krallığına ait olması anakroniktir" tezi işlenebilir. Bu, uluslararası hukuku zorlayan ama iç kamuoyunu ikna eden bir söylemdir.
3. Olası Sonuçlar: Küresel Fay Hattı Kırılması
ABD'nin bu ısrarı sadece Kopenhag-Washington hattını germekle kalmaz, küresel sistemde derin çatlaklar yaratır:
- NATO İçinde Güven Krizi: Danimarka Başbakanı Frederiksen'in "ABD başka bir NATO ülkesine saldırırsa her şey durur" uyarısı, krizin ciddiyetini gösteriyor. Bir NATO üyesinin (ABD), diğerinin toprağına göz dikmesi, İttifak'ın 5. Maddesi'nin ruhunu ("Birimiz hepimiz için") öldürür. Bu durum, Avrupa'nın kendi savunma ordusunu kurma motivasyonunu (stratejik özerklik) zirveye taşır.
- Arktik Soğuk Savaşı: Grönland'ın ABD kontrolüne geçmesi (veya tam nüfuz alanı olması), Rusya'yı Arktik'te daha agresif hamlelere iter. Çin ise nadir toprak elementlerine erişiminin kesilmesi nedeniyle ekonomik misillemelere başvurabilir. Bölge, bilimsel iş birliği alanından çıkıp nükleer denizaltıların cirit attığı bir gerilim hattına dönüşür.
- Sömürgecilik Sonrası Travma: Grönland halkı (İnuitler) için bu durum, Danimarka sömürgeciliğinden kurtulup Amerikan kapitalizminin "şirket-devlet" yapısına entegre olmak anlamına gelebilir. Bu, yerel halkta ciddi bir kimlik krizine ve iç siyasi çalkantılara yol açacaktır.
Sentez
ABD'nin Grönland hamlesi, basit bir emlak alımı değil, küresel ısınma ile açılan yeni jeopolitik oyun sahasında (Arktik) bayrak gösterme çabasıdır.
Washington, "Grönland satılık değil" cevabını bir ret olarak değil, bir "müzakere başlangıcı" olarak görüyor. ABD, adayı resmen ilhak edemese bile, Danimarka'nın egemenliğini "içi boş bir kabuğa" dönüştürecek derecede askeri ve ekonomik bir kuşatma uygulayacaktır. Önümüzdeki süreçte, Danimarka'nın direncini kırmak için gümrük vergileri, NATO bütçe tartışmaları ve diplomatik izolasyon gibi araçların "kaldıraç" olarak kullanıldığını göreceğiz.
.svg.png)
Yorumlar