Antik Mısır'ın ihtişamı, Firavun'un korkularını gizleyebilir mi? Peygamber Musa romanından 'kibir ve korku' üzerine derin bir okuma ve liderlik psikolojisi analizi.
Gücün Görünen ve Görünmeyen Yüzü
Tarih boyunca insanoğlu, en büyük anıtlarını aslında en büyük korkularının üzerine inşa etmiştir. Dışarıdan bakıldığında göğü delen piramitler, yıkılmaz surlar ve altın kaplama tahtlar, mutlak bir gücün simgesi gibi durur. Ancak tarihsel biyografilere ve insan psikolojisinin derinliklerine indiğimizde, bu ihtişamın ardında derin bir "hiçlik" korkusunun yattığını görürüz. Güç, çoğu zaman sahibini esir alan bir kafestir.
"Peygamber Musa" romanını kaleme alırken, Firavun'u sadece zalim bir hükümdar olarak değil, kendi kurguladığı tanrılık oyununa hapsolmuş trajik ve korku dolu bir figür olarak resmetmek istedim.
Romandan Bir Kesit: Mısır'ın İhtişamı ve Firavun'un Karanlığı
İşte Antik Mısır’ın o boğucu ihtişamını ve gücün zehirli doğasını anlatan, romandan bir bölüm:
"O vakitler Mısır, kendi görkeminin ağırlığı altında yaşayan bir imparatorluktu. Piramitlerin gölgesi, Nil’in bereketli topraklarına bir damga gibi vuruyor; şehirler insanoğlunun taştan ve altından yaratabileceği en büyük kibirle gökyüzüne uzanıyordu. Ancak bu haşmetin merkezinde, tahtında oturan adamın ruhu kadar karanlık bir korku hüküm sürüyordu. O adam ki, kendisine “Firavun” denir; halkının karşısına çıkıp, “Sizin en yüce rabbiniz ben değil miyim?” diye haykıracak kadar nefsine tutsaktı. Saltanatı taş ve altınla değil, vehim ve kibirle örülmüştü."- (Peygamber Musa Romanından)
Kibir, Korkunun Maskesidir
Bu satırları yazarken zihnimde tek bir soru vardı: Bir insan, neden kendisinin tanrı olduğuna inanmak veya inandırmak ister? Cevap, iktidar hırsından ziyade, ölümü ve acziyeti kabullenememekte yatıyor.
Firavun, Antik Mısır’ın tanrı-kralı, aslında modern psikolojide sıkça rastladığımız narsistik bir zırhın içinde yaşıyordu. "Vehim ve kibirle örülmüş" bir saltanat, en ufak bir hakikat rüzgarında –bir asanın yılana dönüşmesi veya bir nehrin kana bulanması gibi– yıkılmaya mahkumdur. Romanda Musa'nın duruşu ile Firavun'un kibri arasındaki çatışma, sadece tarihi bir olay değil; hakikat ile illüzyonun, cesaret ile korkunun ezeli savaşıdır.
Mısır'ın taş yapıları günümüze kadar ulaşmış olabilir; ancak o taşların altındaki ruhsal enkaz, bugün bile güç zehirlenmesi yaşayan her liderde, her insan hikayesinde kendini tekrar ediyor. Musa'nın hikayesi, işte bu yüzden sadece geçmişin değil, bugünün de aynasıdır.
Hakikatin Yolculuğuna Davet
Firavun'un sarayındaki entrikalardan Musa'nın çöldeki yalnızlığına uzanan bu epik yolculuğu, tarihi gerçeklikler ve derin psikolojik tahlillerle okumak isterseniz, "Peygamber Musa" kitabı sizi bekliyor.
Tarihin tozlu sayfaları arasında kaybolmak değil, o sayfaların bugüne fısıldadıklarını duymak için...


Yorumlar