Ana içeriğe atla

En Zor Veda: Bir Anne Evladını Kendi Elleriyle Bilinmeze Bırakabilir mi?

Mantığın Bittiği Yerde Başlayan Sınav

Annelik, en temelinde "koruma" içgüdüsüdür. Bir anne için evladı, dünyanın tüm tehlikelerinden sakınılması gereken en kırılgan varlıktır. Peki ya kader, bir anneyi evladını korumak için onu tehlikenin içine, azgın sulara bırakmak zorunda bırakırsa? Bu, insan mantığının durduğu, sadece kalbin ve inancın konuştuğu bir kırılma anıdır.

"Peygamber Musa" romanında, sadece bir peygamberin doğuşunu değil, o peygamberi doğuran annenin, Yukâbid'in insanüstü imtihanını da ruhumda hissederek yazdım.

Romandan Bir Kesit: Sazlıklardaki Veda

Musa'nın annesinin, mantığın "ölüm" dediği nehre, kalbinin "kurtuluş" diyerek baktığı anı romanda şöyle tasvir ettim:

"Bu nasıl bir imtihandı! Bir anne, kendi elleriyle ciğerparesini azgın bir nehre nasıl bırakabilirdi? Fakat ilhamla birlikte gelen iki büyük vaat – onu geri döndürme ve peygamber yapma vaadi – kalbine bir kalkan gibi giydirildi. Teslimiyet, korkusuna galip geldi. Gizlice, Nil kenarındaki sazlardan, su geçirmez, küçük bir sandık ördü. İçini en yumuşak yastıklarla döşedi. Yavrusunun kokusunu son bir kez ruhunun derinliklerine çekerek emzirdi." 
- (Peygamber Musa Romanından)

Teslimiyet Pasif Bir Bekleyiş Değildir

Bu satırları kaleme alırken, teslimiyetin (tevekkülün) çaresizce beklemek olmadığını vurgulamak istedim. Dikkat ederseniz, anne "su geçirmez bir sandık" örüyor, içini "yumuşak yastıklarla" döşüyor. Yani elinden gelenin en iyisini yapıyor, tedbirini alıyor. Ancak sonucun, suyun akışına değil, suyun Sahibine ait olduğunu biliyor.

Modern insanın belki de en çok zorlandığı nokta burası: Kontrolü bırakabilmek. Yukâbid’in o sandığı suya bıraktığı an, aslında korkularımızı, gelecek kaygılarımızı ve "ben ne olacağım" sorularımızı da o nehre bırakıp, mutlak iradeye güvenmemiz gerektiğini hatırlatıyor bize. Nil, zahirde bir ölüm tehdidi gibi görünse de, teslim olanlar için saraya giden bir yoldur.

Bu Hissiyatı Derinden Yaşamak İçin

Bir annenin yürek çırpıntılarından bir imparatorluğun çöküşüne uzanan bu sarsıcı hikâyeyi, edebi bir tat ve manevi bir derinlikle okumak isterseniz, "Peygamber Musa" kitabı kütüphanenizde yerini almayı bekliyor.


👉 Kitabı İncelemek ve Satın Almak İçin Tıklayın

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

G20 İçinde Türk Hukuk Piyasası: Mesleğin Ekonomik Çıkmazı

Her avukat, her hukuk fakültesi öğrencisi ve mesleğe yeni adım atmış her genç, son yıllarda giderek ağırlaşan rekabeti ve daralan ekonomik alanı derinden hissediyor. Büro giderleri, müvekkil bulma zorluğu gibi günlük endişeler, aslında çok daha büyük ve temel bir sorunun günlük hayata olan yansımaları. G20 ülkelerinin hukuk piyasalarını karşılaştırmak için yaptığım araştırma, bu hissiyatı somut verilerle ortaya koyuyor ve Türkiye'deki avukatların içinde bulunduğu durumu çarpıcı bir netlikle tanımlıyor: Türk avukatlığı, " yüksek rekabet, düşük fırsat " olarak özetlenebilecek bir baskı alanında faaliyet gösteriyor. Bu durum, iki temel veriye dayanıyor: Piyasadaki avukat yoğunluğu ve her avukata düşen ekonomik pazarın küçüklüğü. Sorun 1: Popülist Politikalar ve Kontrolsüzce Artan Rekabet Türkiye, avukatlık hizmetleri piyasası doygunluğu açısından G20'nin en rekabetçi ülkelerinden biri. Ülkemizde her bir avukata sadece 461 kişi düşüyor. Bu oran, bizi ABD, Birleşik Kr...

Kutsal Emanet: Musa'nın Asası

Topkapı Sarayı’nın en gizemli, manevi ağırlığı en yüksek bölümü şüphesiz Mukaddes Emanetler dairesidir. Has Oda’nın loş sükûneti içinde, asırlar boyunca imparatorlukların kaderine tanıklık etmiş objeler sessizce durur. Romanım Musa Peygamber üzerine çalışırken birkaç defa gittiğim odada uzun uzun seyrettiğim, Hz. Musa’ya izafe edilen o ince, kuru dal parçası gözümün önüne gelir. Pek çok okurun ve tarih meraklısının zihninde aynı soru dönüp duruyor:  Bu asa gerçek mi, yoksa sembolik, temsili bir dal parçası mı? Bir yazar ve araştırmacı olarak cevabım tek cümleye sığmıyor. Çünkü bu sorunun iki ayrı dünyası var: biri tarih ve madde, diğeri hafıza ve inanç: Tarihin ve İnancın Yolculuğu Öncelikle şunu netleştirmek gerekir: Topkapı Sarayı’ndaki asa, müze dekoru niyetiyle sonradan üretilmiş modern bir kopya değildir. Geleneğe göre bu emanet, Yavuz Sultan Selim’in 1517’deki Mısır Seferi’nin ardından İstanbul’a getirilen ve daha önce Memlükler ile Abbasiler döneminde de “Musa’nın Asası”...

Yapay Zekâ Çağında Hukuki Analiz ve İçtihat Aramanın Geçirdiği Dönüşüm

Hukuk, tarih boyunca insan muhakemesinin en sofistike biçimlerinden birini temsil etmiştir. Bir davada emsal aramak, benim neslim için kütüphanede yan yana yeşil Yargıtay Kararları dergilerini tek tek elden geçirmekle yapılırdı. Bugünkünden öte bu faaliyette fiziksel bir çaba da vardı. Hızlı tarama sonunda ayrılan dergiler ise daha ayrıntılı okunur, yüzlerce içtihat arasından doğru kararı bulmak, gerekçelerinin ince nüanslarını yakalamak için yoğun çaba sarf edilirdi. Bunlar hala avukatlık mesleğinin özünü oluşturan en temel zihinsel faaliyetlerdir. Son yirmi yılda avukatlar, ciltler arasında yol alan kütüphane araştırmacılığından, dijital arama motorlarının kullanıcılarına dönüştüler. Lexpera , Kazancı, Sinerji Mevzuat ve İçtihat gibi platformlar, hukuki araştırmayı çoktan dijitalleştirdi; kelime tabanlı arama sistemleri, avukatlara saniyeler içinde binlerce içtihada erişim sağladı. Ancak şimdi, yapay zekâ destekli yeni nesil platformlar, bu yerleşik düzeni de temelden sarsıyor. Pe...