Karanlığın En Yoğun Olduğu An Şafaktan Öncedir
Hayatımızda bazen kontrolü tamamen kaybettiğimizi hissettiğimiz anlar olur. Sanki elimizdeki tüm ipler kopmuş ve bizi meçhul bir akıntı sürüklemeye başlamıştır. Çoğu insan bu anı "son" zanneder. Oysa tarih bize öğretir ki; en büyük hikâyeler, tam da o kontrolü bıraktığımız ve akışa güvendiğimiz noktada başlar.
"Peygamber Musa" romanında, bir sonun nasıl muazzam bir başlangıca dönüştüğünü; bir nehrin sadece su değil, aynı zamanda kader taşıdığını anlatmaya çalıştım.
Romandan Bir Kesit: Şafak Vakti ve Sessiz Takip
"Şafak sökerken, Nil’in kenarına indi. Etrafta kimseler yoktu. Büyük kızı Meryem’e döndü ve fısıldadı: 'Sandığı gözden kaybetme. Güvenli bir mesafeden takip et. Bakalım, Rabbinin yazdığı kader, onu nereye sürükleyecek.' O küçük sandığı, Nil’in serin sularına emanet etti. Biricik oğlunu, vaatlerin en sadık olanına, Âlemlerin Rabbine havale etmişti."
— (Peygamber Musa Romanından)
En Güvenli Yer Bazen En Tehlikeli Yerdir
Normal şartlarda bir bebek için en tehlikeli yer, timsahlarla dolu bir nehirdir. Ancak Firavun'un askerlerinin köşe bucak bebek aradığı bir zamanda, o nehir anne kucağından daha güvenli bir sığınağa dönüşür.
Bu paradoks üzerine çok düşündüm. Yazarken hissettiğim şey şuydu: Bazen mantığımızın "tehlike" olarak kodladığı şeyler, ilahi planda bizim kurtuluşumuz olabilir. Ablası Meryem'in kıyıdan o sandığı takip etmesi ise, insanın kader karşısındaki duruşunu simgeler: Olaylara müdahale edemezsin, akışı değiştiremezsin ama "gözden kaybetmeyerek" şahitlik edersin.
Yeni bir döneme girerken veya hayatınızda yeni bir sayfa açarken korkuyorsanız, o küçük sandığı hatırlayın. O sandık batmadı, kaybolmadı; sahibini bir saraya taşıdı.
Kaderin Sürükleyici Romanı
Nil'in sularında başlayan ve Kızıldeniz'in yarılmasına kadar uzanan bu nefes kesici yolculuğu, tarihi ve edebi bir dille okumak isterseniz, "Peygamber Musa" sizi bekliyor.

Yorumlar